Zulme Uğrayanlar ve dahası



Uzun süredir zalimler ve mağdurlar konusu ile uğraşıyorum. Öğrenciyken, asistanken, hekim olduğumda da zulüm her zaman dikkatimi çekti. Zalimler, nasıl olup da böyle adaletsizlik yapabiliyorlar diye düşündüm. Başkalarına zarar vermek nasıl kolay oluyor onlar için? Bir de mağdurlar meselesi var.

Suçlunun, zalimin zihnini anlamak zor. Bugün mağdurlarla ilişkili bir şeyler yazacağım. Yetiştirilme tarzımız ve mağdur olmakla ilgili.


Bir durum düşünün, insan zülme uğramış, derdini anlatmaya çalışıyor diğer insanlara, mağdur. Ona zulmeden birisi var. Bir koşul var ve bir sebepten o koşulda kalmaya devam ediyor, varlığını orada sürdürmeye devam ediyor. Bakıyorsunuz savaşmıyor, durumda sessiz kalıyor, gerçekçi çözümler üretmiyor ve zulüm devam ediyor.


Elbette böyle bir durumun varlığında her birimize sorumluluk düşüyor. Ama bugün mağdura bakıyorum.

"Sesini çıkartma, kavga etme, mücadele etme"

"Uysal ol, boynunu eğ, dikkat çekme"

"Başka bir yer-durum daha da ürkütücü olacak, sabret ve kal"


Böyle bildiğimiz, inandığımız zaman zulme uğramaya devam ediyoruz. Evet, bir çocuk bu tavırları takınabilir, kendisini koruyacak yetileri yoktur. Ama erişkinler olarak her birimizin evvela kendimize karşı sorumluluğumuz var.


Eğer zülme uğradığınız bir durum varsa bunu tanımlayın. Muhakkak kendinizi o zulümden uzaklaştırın. Şu an tehlikedesiniz ve güvenli bir şart ve ortama geçmek mümkün. Bu pek çok sosyal - ekonomik durumda sağlanabiliyor aslında. Hayatın dizginlerini elinize alacak kadar cesur olun, zalimin yanında duracak kadar değil.

Sessiz kaldıkça zulüm devam edecektir. Kavga edemiyorsanız, mücadele edemiyorsanız kaçın. Uzaklaşın. Eğer imkanınız varsa mutlaka otoriteden yardım alın, gerekli yerlere başvurun. Zalime yakın durmayın.


Zavallı Berfin, geçtiğimiz günlerde yüzünü yakanla evlenmiş. Canına kasteden ile evlenmiş. Bu yazıyı bu nedenle yazmak aklıma geldi. Sonra düşündüm.


Ben hevesli bir akademisyen ve mesleğini çok seven bir doktor olarak devlet kurumlarında hizmet vermeye devam etmek çok istemiştim. Türkiye'nin sağlık sistemi, erişilebilir ve Dünya standartlarında çok iyi. Ancak yapılanmada ciddi sorunlar mevcut. Hastalara ayrılan süre çok kısıtlı, bir canın değerlendirilmesi için daha uzun ve kaliteli zamana ihtiyaç vardır. Kişi hasta olup hastaneye başvurduğunda o karmaşa içinde ve hastalığı ile ne yapacağını, nereye gideceğini anlayamıyor. Çoğu zaman doğru dürüst kılavuzluk edilmiyor, hasta hali ile bir şey rica edince ters cevaplar alıyor... Her birimiz bir şekilde mağduru olduk. Bu da en başta birbirimize sahip çıkmamız gerekirken bizleri, hekim ve hastayı birbirine düşman haline getiriyor. Hastaneler güven ve şefkat yerleri iken tehlike yerlerine dönüştü.

Hekimin canına kastediliyor, uzun ve verimsiz çalışmalar neticesinde kazalar oluyor, meslektaşlarımızı yitiriyoruz. Hastalar kısıtlı zamanda muayene oluyor ve tedavi olmaya çalışıyor, hatalar oluyor, ilgisizlik oluyor ve şifalanma süreçlerinde ciddi zorluklar ortaya çıkıyor. Orada bulunan herkes için zor. Ama mesele sağlık ve can olunca bu tehlike göze alınabilecek, hoş görülebilecek bir tehlike değil!


Bu nedenle istifa ettim. Kendi ideal koşullarımda hastama değer verebildiğim ve ilgilenebildiğim bir şifa kurumu açabildim. Ancak bunu yapamayan, bu tarif ettiğim zulmün ortasında mağdur olan ve mağduriyetleri nedeni ile en kıymetli olan yani hastaların zarar gördüğü bir sistemin acilen düzeltilmesi gerekir. Hastalarımıza hak ettikleri ilgi ve özenin gösterilebildiği düzenlemelerin acilen yapılması gerekir. Korona'da her birimiz, hekimler, özveri ile çalıştık. Tuttuğum mesailer ve nöbetler nedeni ile en sevdiklerimden, kızımdan uzak kaldım. Onca sıkıntı, zorluk ve tehlike değil de bu kadar zor günler geçirirken aile birliğimi sağlayamamış olmak bana en çok dokundu. Fedakarız, sağlık söz konusu olduğunda her zaman fedakar olacağız. Can için mücadele ediyoruz.


Devlet kurumlarının, sağlık sistemlerinin nasıl yeri geldiğinde organize olabileceğini, iyi işleyebileceğini pandemi de gördük. Şimdi sağlık sisteminde, devlet hastanelerinde bu zulmün ve tehlikenin ortadan kalması için hekimler seferber oldu. Mesele başka bir şey değil. Temel hakkımız olan sağlık. Önemli iyileştirmelerin yapılmasını istiyor meslektaşlarım. Lütfen destek olalım, biz Covid pandemisini kahramanca atlattık ve gururlandık. Sağlık sistemi iyileştirilsin, artık uzun nöbetlerden çıkıp da kaza yapıp öldüğünü duymayalım meslektaşlarımızın. Kısacık zamanda muayene edilemeyen, ilgi göremeyen hastalarımız olmasın. Hekim hastası ile dost olsun, güvensin, ilgilensin. Şifa süreçlerinde en önemli olan hekim ile hastanın bağıdır. Derdini anlatamayınca hekim nasıl bilsin hastalığın boyutlarını. İlaç yazıp göndermek değil şifa. Zaman ayırmak ve iyileşme sürecini yönetmek. Devlet kurumları daha çok kan kaybetmesin. Hepimiz elimizden geleni yapalım.


Hep birlikte daha sağlıklı günlere erişmek dileğiyle

#hekimlergörevde

28 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör